16 Şubat 2012 Perşembe

Ask Adami : Bosson ( Staffan Olsson)

Merhabalar, herkese iyi aksamlar,
Bugunku Blogumun son konusunu ulkesinde cok da unlu olmayan bir Britney spears kadar adi duyulmamis ama sarkilarindan adeta ask kokulari yukselen Unlu isvecli sarkici, besteci ve soz yazari Bosson'a ayiracagim. Bosson, su anda 42 yasinda, 1969 dogumlu. Goteborgda yasiyor. Bossonu 2005 ten beri dinliyorum ve siki takipcisi oldugumu soylebilirim. Onda, onun muziklerinde beni etkileyen sey, Muzik ile ses uyumunun maksimum seviyede olmasi ve sarkilarin icten, cani gonulden yapilmis olmasi. Bosson, en buyuk cikisini 2001 yilindaki " One in a million" albumu ve cikis parcasi ile yapti. Bu album, Avrupada ve Asyada uc milyondan fazla satti. One in a million sarkisi, ayni zamanda " Miss Congeniality" adli filmin Soundtrack i da oldu ayni zamanda. Bossonun ozelligi, yapmacik bir insan olmamasi. O , cok dogal, cok sevecen ve tum dunya insanlarini kucakliyor. Mimiklerini cok iyi kullaniyor, ki bunu " What If I " klibinde de cok iyi goruyoruz, ha bu arada Bosson ile facebookda konustugumda ona " O klipte gercekten agladin mi?" diye sordum. O da " evet, sogan filan kullanmadik, gercekten agladim" dedi. Cok etkilendim. Vay be dedim, ask adami iste boyle olur. Bosson, 2001 de Isvec Miss guzeli ile bir birliktelik yasadi, sonra ne oldu kimse bilmiyor, kendini belki de gece hayatina verdi, cunku su an Bekar oldugunu biliyorum. Bosson, Kliplerini dunyanin dort bir yaninda cekiyor. Agirlikli olarak Isvecte cektigini biliyoruz ama bunun disinda, Rusyada ve hatta uzak doguda klip cektigi biliniyor.
 Bossonun album yaptiktan sonra klasik gittigi bazi ulkeler ve sehirler var. Herhalde bu ulkelerde cok iyi arkadaslari var onlari da bahaneyle ziyaret ediyor. Ornegin bir kac ay once Rusyada Moskowada kaldi ve burada mini konser verdi. Daha sonra Kirgizistana gitti. Burada da yeni albumunu tanitti. Bosson, cok ici disi bir bir adam. Facebookda butun ozel hayatini paylasiyor. Kaldigi odasindan tutun da yuzdugu havuza, dans ettigi kizlara ve yedigi yemeklere kadar herseyi paylasiyor ve hayranlari da surekli onu izliyor.

       En son sanirim Singapur ya da Taylanttaydi, burada bir tatil yapti, inanilmaz resimler cekti. Bu arada albumlerinden biraz bahsedelim. One in a million albumunden sonra " Rockstar" i cikardi. Bu album de en az birinci album kadar alkis aldi. Bugun, yolunuz Isvece , Goteborg a duserse, Bosson u " apollo-4" studyolarinda ziyaret edebilirsiniz, O , her daim orada ve cok calisiyor, bizlere guzel muzikler dinletmek icin. Son albumunun isimi " Guardian angel". Albumunu sinyallerini 2011 yilinda vermisti Bosson. Son zamanlarda cok fazla Guardian angelden bahsetmisti, albumun cikis parcasinin da bu olacagini anladik zaten :)
Bossonun yeni sarkilarinda, daha modern, ritimsel, daha hareketli, ve remixli parcalar oldugunu goruyoruz. Bosson da mutlaka bunu caga ayak uydurmak icin yapti.
Eger hic Bossonu dinlemediyseniz, iste size firsat, henuz hic birsey kaybetmediniz, Bu yazimdan sonra dinlersiniz artik. Size Bossonun en guzel bazi parcalarinin isimlerini yazacagim. Youtube'dan bulup dinleyebilirsiniz :
Bosson- I believe
Bosson- What If I
Bosson- Rain in december
Bosson- Efharisto
Bosson- Future's gonna be tomorrow, life is right here today
Bosson- Guardian Angel
Bosson- It's over now
Bosson- One in a million
Bosson- You opened my eyes

Haydi! Simdi Bosson zamani, simdi ask zamani, Bosson dinleyin, kulaklarinizin pasi silinsin.
Kolayliklar,

Furkan Arisoy
16.02.2012

Cek Cumhuriyeti Yolculugu ve Erasmus Anilari 1 ( 2009)

Merhaba sevgili Blog severler ve takipcilerim,
Bunu yazmadigim icin pismanim, yani Erasmus anilarim ve Cek cumhuriyeti hakkinda. Dile kolay 8 ay kaldim, az degil. Burada, blogumda butun ayrintilari yazmayacagim. Size surec nasil baslar, nasil devam eder ve nasil biter bu konularda ve Cek cumhuriyeti ulkesi hakkinda bazi temel bilgiler verecegim ve yazimi sonlandiracagim.Bu yazimi partlara ayirdim. Bu birinci part ona gore :)
Suleyman demirel universitesinde okurken, Erasmus ogrenci degisimi programini ogrendim. Bir yabanci dil sinavina girilmesi gerekiyormus. Neyse sinava girdim elbette hatirladigim kadariyla 100 uzerinde 70 almistim. Daha sonra ulke secimi asamasina geldi. Polonya ve Cek cumhuriyeti var olan 2 secengimdi. Ben de Cek Cumhuriyetini sectim ( amaaan, bu ulkenin adi da uzun, gerci eski Cekoslovakyaya gore yine de kisa)neyse derslerim de uyustu Cek cumhuriyetine kabul edildim. Daha once gitmedigim bir ulkeye gidecektim. Konsantre oldum ve herseye hazirlikydim. Adanada okuyan Onur adindaki arkadasimla tanistim facebook da.. Bana facebook un yaptigi en iyi iyilik o idi baslarda. ucak biletini ayni gune aldik. Turk hava yollarinin tarifeli ucagina atladik. Valizlerimiz fuldu. Akilalmaz seyler goturduk yanimizda. Bunlarin hepsini saymayacagim. Ucaga atladik. 2 saat sonra Pragdaydik. Subatin basi idi. Dondurucu bir soguk vardi Prague Ruzzyne havaalaninda. Bu kadarini beklemiyorduk. Bizdeki mantik su idi : Soguk havasi olan memleketin insani da soguk olur. Kesinlikle bu dogru degildi. Pasaport polisleri disinda insanlar sicakti. Hatta daha iddiali konusmak gerekirse, Turklerden daha sicaktilar. Bizi havaalninda mentorumuz Cek stepan karsiladi. Cilgin birine benziyordu ama bunu ilk bakista anlayamazdiniz. ( daha sonra tanidikca hakli oldugumu anladim ) Otobuse atladik. Ceklerin cok guzel otobusleri ve hizmetleri var. Student agency firmasi hem ucuz hem de Prague ile Brno sehri arasinda cok sik gidip geliyor. Otobuste internete baglandik sicak cikolata ictik. Stepan sessizdi , belki de yorgundu. Ben de yorgundum ama cok heyecanliydim. Bu ulkeyi sevmeye baslamistim sanirim. Brno ya vardik. Onlar , otogara " Hlavni nadrazi" diyor. Burada indik. Brnoya varmistik. Istanbulda yasayan biri olarak Brno once gozume kucuk gorundu. Ama sonradan ogrendim En buyuk ikinci sehirdi burasi pragdan sonra. Kalacagimiz yer olan Vinarska ogrenci yurduna vardik. Yurda giris islemlerimiz yapildi. Onur kendi odasina, ben de kendi odama girdim. Oda arkadasim Christi bir Amerikali. Cok garip bir havasi vardi. 2 gun hic konusmadik :) Kendisinin Apple i vardi ve kulakligi bir an olsun kulagindan cikarmiyordu. 2 gun sonra bana " hello" dedi, tanistik. Kendisine, onun gibi bir oda arkadasina sahip oldugumm icin sansli oldugumu soyledim. Nitekim, ingilizcemi gelistirebilecektim ve yeni yeni kelimeler ogrenecektim.
Butun ayrintilari yazmayacagim. Bu hikayenin sonunu sonraki yazima biraktim. Simdi size Cek cumhuriyeti ile ilgili bilgi verecegim, ve dilerseniz size ogrendim bazi cekce kelime ve cumleleri yazacagim, ister misiniz? evet dediginiz duyar gibiyim :)
Cek cumhuriyeti, 11 milyon nufuslu bir dogu Avrupa ulkesi. 89 daki Velvet devriminden sonra ulke Slovakyadan ayrilmis. Ulkenin bir cok simgesi var. Ornegin kartal, aslan, timsah ve kral. Dili Cekce. Cekce kolay bir dil degil. ama biraz azimli olursaniz 2 senede ogrenirsiniz. Eger Cek vatandasi iseniz, su ulkenin vatandaslari ile kolaylikla dil olarak anlasabilirsiniz : Bulgaristan, Bosna hersek, Polonya, Slovakya, Slovenya, hirvatistan, sirbistan. Tabi bazi sive farklari var. Baskent Prag, dunyanin sayili guzellikte olan sehirlerinden biri. 2 Milyon nufusu var. Pragin simgesi Charles koprusu ve nehridir. Cek cumhuriyeti kulturel bakimdan cok zengin bir ulke. Bir cok yazar, sair ve bilim adami hayatinda bir kez Cek cumhuriyetinde yasamis ve kalmis. Bethoven Pragda, Gregor mendel Brnoda, Kafka Brnoda yasamistir, Brno'da Mendel enstitusu vardir hatta. Cekler, muzelere gitmeyi cok sever, Ondan zaten cogu muze ucretsiz. Futbola cok meraklidirlar ve cok da basarilidirlar. Bir cok onemli futbolcu cikarmistir Cek cumhuriyeti. Ornek verecek olursak, Jan koller, Karel poborski, Milan Baros, Jankulovski, vs. Ve tabi ki Karel Gott u unutmamak lazim. O da unlu Cek  muzisyen. Ulkede Komunism faal iken, bir cok yazar yurtdisina kacmak zorunda kalmis. Su anda tam isimlerini hatirlayamiyorum ama cogu yazar Fransaya kacmakta bulmus careyi. Cek sinemasi da cok iyidir, ilgilerseniz. Size bazi film isimleri verecegim bunlarin kimisi odullu, kimisi ise odul almamis ama odule aday gosterilmis  Bunlar ;
- Musime si Pomahat ( birbirimize yardim etmeliyiz)
- Kolja
- Ostre Sladovane Vlaky ( Yakindan gecen trenler )
- Dark blue world ( Koyu mavi dunya )
-Pupendo
- Bobule ( uzumler- Znojmo )
-Jedna ruka netleska ( Bir el yetmez)
- Nuda v Brne ( Brnoda sikkinlik )
Eger Cek Cumhuriyetine gidiyor iseniz, sunu bilin de gidin. Cekler sunger gibi :) Acayip alkol aliyorlar, Bu ulkede Alkol almamak , ahlak disi gibi gorulebilir. Eger arkadaslar arasinda alkol almaz iseniz, Mahalle baskisi gorebilirsiniz:)
Bira Uretiminde Cekler, bir numaradir dunyada. Unlu Plsen birasi Cek cumhuriyetinde uretilmektedir. Gambrinus birasi da meshurdur. Znojmo, sarap mahzenleri ve uzum baglari ile meshurdur. Bobule adli film de Znojmoda cekilmistir zaten. Eger kirli hava kokusu icinize cekmek isterseniz, Ostravaya gitmelisiniz buradaki hava inanilmaz pistir fabrikalar yuzunden. Bu arada Cek cumhuriyetine giderseniz, sadece Prag i gezmeyin butun ulkeyi dolasin. Hradec Kralove, Trutnov, Ostrava , Olomouc Brno vb.
Hadi biraz Cekce ogrenelim :
Ahoj > Merhaba
Nazdar > merhaba
Jak se mas/Mate > nasilsiniz?
jak se jmenujes > Adiniz nedir?
Dobry den> iyi gunler
Dobry vecer > iyi aksamlar
Dobrou noc > iyi geceler
Dobre pivo > iyi bira
všechno  > Hersey
Dobre > iyi
Spatny> kotu
krasny> guzel
Jiny> farkli
Slunecny> gunesli
Snezny> karli
Destivy > yagmurlu
Jmeno> isim
Prijmeni> soyisim
Cestina> Cekce
Turectine> Turkce
Na shledanou> gorusmek uzere

Bence simdilik bu kadar yeter, sonra devam edelim, yazacak cok sey var ....
Burada benimle Blogumda bulustugunuz icin size minnettarim.
Gorusmek Dilegiyle,

Furkan Arisoy
16.02.2012


7 Şubat 2012 Salı

Avrupada Hristiyan partilerin Olusumu ve Turkiyede onunde " Islam" konulamayan Partiler algisi

Bu konuyu cok ilginc buldugumu itiraf etmekle soze baslamak istiyorum. Sorgulanmayani sorgulamak, benim isim ve boynumun borcudur. Dikkat ettiniz mi bilmem ama, Avrupa'da " Hristiyan Demokrat, Hristiyan Sol, " gibi parti isimleri ve akimlari mevcut. Peki Avrupaya nerden geliyor bu gelenek?
Bilindigi Avrupa, sert ve kati din anlayisini yuzyillar once birakti. Kilisenin etkili oldugu donemde dogmalar hat safhadaydi. Kilise ne derse o idi. Tabi kilise derken, katolik kilisesinden bahsediyorum. Cunku Avrupada ilk kiliseler Katoliktiler. Katolik inanci, bugunku Islama benzemkte olsa da farkli yonleri mevcut. Sunu unutmamak gerekir ki Ortacagda, Avrupa da Din yalnizca inanclar ve ibadetler demek degil, ayni zamanda hayat tarzi, ekonomik, sosyal kosullarinin tamaminin Kiliseye gore sekillendigi anlamina geliyordu. Bu zor durumda, bazi avrupali ozgurlukcu aktivisitler bir akim baslatti ve adina da " Protestanlik" dedi, kelimenin koku " protesto etmek" ten gelmektedir. Martin LUTHER King, baslattigi mucadelede, Katolik kilisesini bastirmayi basardi,ve toplumu topyekun olmasa da nispeten degistirmeyei basardi. peki, Martin King, peygamber miydi? Hayir. O da bizim gibi insandi. Ama insan ustu bir caba gosterdi. Bunu sundan dolayi anlattim. Avrupadaki OZgurluklerin temeli iste, tam olarak Martin King in actigi bu yol ile sekillenmistir. Avrupa daha sonra sert din savaslarina sahne oldu. 30 yil suren savaslarda cok kan akti. Avrupa, gercek anlamda dinini bulmaya calisirken, cok can kaybetti, cok kan kaybetti.

Tum bu gecmis tarihten bize, gunumuze kalan bir AVRupa sablonu var onumuzde. Dikkat cekicidir ki Protestanlar daha murefeh ve zengin iken, cogu katolik ulkesi daha fakir kalmistir. Bugun Avrupa birliginin Kurucu uyelerinin Protestan olmasi bir tesaduf degildir. Gelelim yazimin da konusu olan Hristiyan parti konusuna. Avrupada bazi partiler var ki, Turkiyede de aynilari mevcut. Ornegin Liberal parti, demokrat parti, sol parti, sag parti vb. Ama onlarda bir de " Hristiyan demokrat" parti var ki, anlamini cozebilene ask olsun. Bu konuda arastirma yaptim ve su sonuclara ulastim. Hristiyan demokrat partiler, cogunlukla liberal , ozgurlukcu, ve her alanda gelismeyi ve ilerlemeyi kendine hedef koyan partiler imis. Isminin Hristiyan olmasi, hemen akliniza bazi soru isaretleri getirebilir. Ornegin: Hristiyan demokrat ise, Topluma hristiyan degerleri empoze edebilir, ornegin Icki icmeyi , acik alanda opusmeyi yasaklar gibi dusunebilirsiniz. Eger boyle dusunuyorsaniz sizi bu cevap sasirtacak: Hristiyan demokrat partiler, bu konularda cok ozgurlukcu olup, kesinlikle birseyi yasaklamiyor aksine onun alanini genisletiyor, yeni yeni reformlar yapiyor ve bire bin katiyor.

Peki, Turkiye'de bir dakika keni kendinize dusunun, neden parti isimlerinin onune, ornegin " musluman" konmaz? Neden musluman demokrat parti denmemistir ya da neden musluman liberal parti denmemistir?
Avrupa yuzyildir Hristiyan adini parti isimlerinde kullanirken, Turkiyede , ustelik nufusun yuzde 97 sinin musluman oldugun bir ulkede neden partiler bu adi almaktan utanirlar, cekinirler ?

Bunun cevabi basit: ETIK. Evet yanlis duymadiniz. Mehmet Altan Kuresel Vicdan adli kitabinda, Avrupanin Etik anlayisini cok onceleri olusturduguna, ve bunun protestanliga dayandigini soyluyor. Protestan Etik, Yalnica belli kurumlar uzerine yogunlasmistir. Katolik inancindaki gibi sinirlamalar koymaz kendine. Ornegin, Protestanlar icki pekala icebilir ve onlar icin yasak degildir. Cunku icki icmek " etik" tir, ve yasaklanmasi, ahlaken aykiridir. Eger bir dinin kurallari , etik acidan belirlenmis ise, o toplumlardaki siyasal kurumlar da buna gore sekillenir. Iste Hristiyan Demokrat partilerin daha ozgurcu olmasinin nedeni de tam burada yatmaktadir. Turkiyede eger musluman demokrat adinda bir parti varolagelseydi, buyuk ihtimalle cuntacilar, darbeciler tarafindan alasagi edilirdi, Cunku onlara gore modernite, insani ozgurlestirirdi. Bu tarz partilerin ise, ozgurlukcu olamayacagini dusunurler, tahammul edemezlerdi ve yikarlardi O partiyi. Bunun en buyuk sebebi ise Turkiyede " parti kulturunun ve tecrubesinin" cok eskiye dayanmamasi. Hatta denilebilir ki Osmanlidaki Bazi ocaklar, siyasi partilerin birer protipleri idi ornegin Ahiler gibi. Cumhuriyette ise, tepeden inme, henuz parti protipleri Avrupadaki gibi olusmadan dogrudan Siyasi Parti kurmaya kalkistilar. Ornegin Ittihat ve Terakki kendilerine ozgur diye tanimlayan bir grup tarafindan kuruldu. Ama tarihin en buyuk katliamlarini onlar yapti. 1915 Ermeni soykirimini da kendilerinin yaptigina dair belgeler var elimizde. Mustafa Akyola gore, MOdernite, ozgur degildir. Modernite, yalnizca belli kesimleri mutlu eder, aliskanligi budur. Liberalismin oturdugu eksen kesinlikle modernite degildir. Modern insanlar, liberal olamazlar cunku.

Umarim bu yaziyi okudugunuzda Avrupadaki ve Turkiyede siyasal surecler hakkinda bir fikriniz olusmustur,
Sonraki yazilarda gorusmek dilegiyle, sevgiyle.
Furkan Arisoy
Author
8 February 2012 Wednesday



6 Şubat 2012 Pazartesi

Militarist Toplumun Belirtileri ve Kurtulma yollari

Bu konuyu bloguma tasirken diger bir cok konuyu eledim, cunku bu konunun onemli olacagini dusundum.
Bilindigi gibi, Turkiyenin militer ve uniter toplum yapisi Osmanlinin son donemindeki ittihat ve terakkicilere kadar uzanmaktadir. Amer gercek anlamda Ornegin militer egitim 1960 lardan sonra kanimiza girmistir. 61 anayasasi da militer kurallari yogun bir sekilde barindiran ilk adim anayasasi olarak da bilinir.
Yanlis hatirlamiyorsam bununla ilgili haber okumustum. Su anda mevcut sistemde siklikla karsiliastigimiz, Ataturk bustu, genclige hitabe, Ataturk resmi Uclemesi de ilk kez bir grup subay tarafindan uygulanmaya konmustur. Daha sonra bu zihniyet oyle kalmis ve gunumuze kadar gelmistir. Degismemesinin nedeni, o zamanlar toplumun cok uyanik olmayisi, kuresellesmenin henuz Turkiyeyi etkilemeyisi, Ordunun kutsalligi vb. nedenlerdir. Egitimin amaci, insanlarin hayatta neyi nasil yapacagini, hangi kanallari kullanacagini ogretmek, acik fikirli insanlar yetistirmek, Tek tip bireyler yerine , cok farkli dusunen, farkli hareket eden, yaratici ve uluslararasi ozellige sahip bireyler yetistirmektir. Kuresellesen dunyamizda, Egitimin " milli" olma zorunlulugu ortadan kalkmistir. Ingilizce ogrenmenin bu kadar elzem oldugu bir dunyada, tek bir dile bagli kalip, ustelik onu da ogrencilere yarim yamalak ogretmek, kimsenin haddi degildir. Bu zulumdur adeta.

            Bu baglamda asagida dile getirecegim kurtulma yollarini Egitim bakanliginin bir an once uygulamaya koymasi sarttir.  Su ana kadar, Milli Guvenlik dersleri kaldirildi ama bu yetmez, egitim daha da demokratik hale gelmeli, bu ise asagidaki maddeler ile mumkun olacaktir;

    -  Tek Tip Kilik kiyafet uygulamasi kalkmali, ve her yastan her seviyeden ogrenciler diledikleri gibi serbest giyinmelidirler.
-   Andimiz kaldirilmalidir.
-  Genclige hitabe kaldirilmalidir.
-  Inkilap dersleri kaldirilmalidir.
-  Beden egitimi dersindeki, hala totaliter ulkelerde uygulanan " rahat- hazir ol" hareketleri kaldirilmalidir ve spora ve sporcuya daha fazla onem verilmelidir. Gencler, spordaki yetenekleri dogrultusunda yonlendirilmelidirler.
- Ogretmen sinifa girdiginde ogrencilerin ayaga kalkma zorunlulugu kaldirilmalidir.

Bunlar, simidilik aklima gelenler idi. Eger bu reformlar yapilirsa, ulkemiz acisindan cok iyi olacak, ve kim ne derse desin tarihe ismini altin harfler ile yazdiracaktir. Mevcut hukumet, yavas da olsa bu reformlari yapmaktadir. Bazen milliyetci reflekslere kulak vermekte ve yorungeden cikmaktadir. Ama onemli olan, istikrari hedeflemesi ve demokratiklesme cabalaridir. Siyasette timing yani zamanlama onemlidir. Hukumetin de yapmaya calistigi sey bu olsa gerek.
Daha ozgur yarinlarlar diliyor ve yazimi bitiriyorum
Sevgiyle kalin,
FURKAN ARISOY








ROMANYA UZERINE

Merhabalar
Uzun zaman oldu yazamadim ozur dilerim oncelikle:)
Epeyce bir sey oldu Turkiyede son bir kac aydir. Ama bugun burda ben gundemi yazmayacagim, kismetse diger yazilarimda sizlerle gundemi paylasacagim, simdi degil.
Gectigimiz aylarda, sevindirici bir gelisme oldu. Bir yildir  basvuruda bulundugum AGH yani Avrupa gonullu hizmeti basvurumdan sonunda olumlu yanit aldim, evet Romanyaya gidiyorum INsallah.
Brasova gidiyorum. Brasov, ogrendigim kadariyla tam bir orta cag kenti imis. Etimolojik olarak ise Bara-su kokunden gelip, daha sonra slav uzantisi olan -ov eki alarak bu hale gelmis. Transilvanya denilen bolgenin bir belediyesi Brasov. Yanlis hatirlamiyorsam sehrin nufusu 300 bin civarinda. Tam kafa dinlemelik yer.
Gonullu projeye gelince, Bu projede biz gonulluler, hem genclerle hem de yaslilar ile ilgilenecegiz. Onlarla birlikte atolye calismalari yapacagiz, spor ve kamp yapacagiz. Konserlere gidecegiz, gerekirse bilet satacagiz.
Gencleri daha da sosyallestirecegiz umarim. Bu arada kendi yeteneklerimizi de elbet konusturacagiz. Ornegin ben Brasovda muzik klibi cekmeyi dusunuyorum:) Bunun gibi bu satirlara sigmayacak bir cok hayalim var. Facebookda diger gonulluler ile de tanistim, cok iyi insanlar hepsi. Umarim orda da anlasiriz.
11 ay gibi uzun bir sure orada kalacagim, ayarlayacagiz birseyler iste, bana sans dileyin,

Simdilik hoscakalin,
FURKAN

18 Haziran 2011 Cumartesi

Bulgaristanda EVS

Merhabalar,
Bulgaristanda Evs yapmak icin basvuruda bulundum. Bence eger kazanirsam cok iyi bir deneyim olacak benim icin. Kisa sure sonra belli olacak sonuc , cok heyecanliyim. Proje konusu ise cok ilginc: Engelli cocuklar. Biz oraya gidince engelli ( disabled children) cocuklari sosyal hayata kazandiracagiz. Ayni zamanda bulgarca ogrenecegim. Kulturler arasi diyalog olacak.

Umarim secilirim, benim icin super bir deneyim olur.

Saygi ve sevgilerimle,
FURKAN ARISOY

3 Haziran 2011 Cuma

Politikanin Karmasikligi

Merhabalar,
Bu siralar reklamlar iyice azitti desek yeridir. Soyle genel olarak baktigimizda yapilan reklamlarin, partinin karakterini de yansittigini soyleyebiliriz. Akp guzel bir turku koymus son reklaminda, Chp ise bir oy bir oydur diyerek adeta yerlere yatmis yalvariyor. Bana oyle geliyor ki secimin galibi belli, herkes layik oldugu yerde olcak.
Akp var ise herkes icin var. Siz ne dersiniz?